
Makale
Anksiyete Yaşayan Kişilerin Aile ve Arkadaşları İçin Tavsiyeler
Anksiyete yaşayan biri en çok anlaşılmaya ve yargılanmadan dinlenmeye ihtiyaç duyar. “Kendini toparla” gibi baskıcı yaklaşımlar durumu zorlaştırırken, sabır ve empati iyileşmeyi destekler. Kişi çoğu zaman yaşadıklarını gizler, bu yüzden açık iletişim çok önemlidir. En büyük destek, çözüm dayatmak değil yanında olmak ve sürece saygı duymaktır.
Anksiyete Yaşayan Kişilerin Aile ve Arkadaşları İçin Tavsiyeler

Bu yazı, partnerlerin ya da arkadaşların sevdikleri kişinin neler yaşadığını daha iyi anlamasına ve anksiyete sürecinde ne kadar destek ve yardıma ihtiyaç duyulduğunu görmesine yardımcı olmayı amaçlamaktadır.
Şunu söyleyerek başlamak isterim: Ben de bir zamanlar anksiyete gibi durumların var olduğuna inanmayan insanlardan biriydim. Bu durumu yaşayanları işten kaçan ya da hastalık hastası kişiler olarak görürdüm. Kendi anladığım şeylerin dışındaki konularda son derece bilgisizdim. Tutumumun ne kadar hızlı değiştiğini tahmin edebilirsiniz.
Eğer anksiyeteyi anlamıyorsak, bize göre o yoktur.
Birinin soğuk algınlığı ya da kırık bir bacağı varsa, büyük ihtimalle bunu daha önce deneyimlediğimiz için ona empati duyarız ve bunun hoş bir şey olmadığını biliriz. Öte yandan, daha önce yaşamadığımız bir şey söz konusuysa, onunla ilişki kuramayız; bu yüzden onu küçümseyebilir ya da varlığına inanmayabiliriz.
Bu durum hakkındaki bilgisizlik, anksiyete yaşayan birçok kişinin sessizce acı çekmesinin temel nedenidir. Bunu gizli tutmalarının en büyük sebebi, insanların anlamayacağından korkmaları ve bu yüzden yargılanacaklarını ya da alaya alınacaklarını düşünmeleridir; sanki kendilerini toparlamaları ve bunu aşmaları gerekiyormuş gibi.
En yakınları, yani partnerleri ya da aile üyeleri bile çoğu zaman yaşadıkları acının tam boyutunu bilmeyebilir. Kişi, onları yük altına sokmak istemediği için ve bazı durumlarda onları kaybetmekten korktuğu için, birçok şeyi içinde tutar.
Bu anlayış eksikliğinin değişmesi gerekir. Anksiyete yaşayan kişi en çok, nasıl hissettiğini açıkça konuşabilmeyi ve en yakınlarından destek ve yardım alabilmeyi ister.
Anksiyetesi olan partnerinizi desteklemek

Ben bu konuda şanslıydım; annem ve partnerim çok destekleyiciydi. İkisine de şunu söyledim:
“Ne yaşadığımı tam olarak anlamayabilirsiniz ama bana inanmanız yeterli.”
Beni daha iyi olmam için zorlamadılar ya da “kendini toparla” demediler; sadece ihtiyacım olduğunda yanımda oldular ve nasıl hissettiğimi anlattığımda yargılamadan dinlediler.
Bir kadın bana eşinin sürekli ona “kendini toparla ve bu saçmalığı bırak” dediğini anlatmıştı. Bir gün dayanamayarak ona şöyle demiş:
“Bir an bile böyle hissetmek istediğimi düşünüyor musun? Eskisi gibi hayattan keyif alamamayı, eskisi gibi gülümseyememeyi ben mi istiyorum?”
Görüldüğü gibi, bir partnerin anlayış eksikliği iyileşmeye çalışan kişi üzerinde çok daha fazla baskı yaratabilir. Bu durum yalnızca anksiyeteyi artırır ve ilerlemenin önüne geçer. Zihin ve bedenin iyileşmek için zamana ve alana ihtiyacı vardır ve bu da anlayışlı bir partnerle başlar. Yargılamayan ve iyileşmesi için baskı yapmayan biriyle.
Anksiyete yaşayan yakınınızı desteklemek neden bu kadar önemli?
Partnerlerden ve aile üyelerinden, sevdiklerinin neler yaşadığını anlamak için kitabımı okuduklarını ve okuduktan sonra onları çok daha iyi anladıklarını ve daha fazla empati kurabildiklerini anlatan e-postalar alıyorum.
Başlangıçtaki baskının büyük bir kısmı, sevilen kişinin değişmiş olması ve artık eskisi gibi olmamasının yarattığı hayal kırıklığından kaynaklanır. Ama şunu bilin: O kişi hâlâ orada; şu anda sadece belirtilerin altında kalmış durumda.
Anksiyete yaşayan kişi bazen en yakınındakilere karşı tepkisel davranabilir. Ben de zaman zaman en yakınlarıma karşı böyle davrandım; çıkışır ya da mantıksız davranırdım. Bu öfke, tamamen nasıl hissettiğimle ilgili yaşadığım hayal kırıklığından ve eskiden olduğum kişi olmayı ne kadar istediğimden kaynaklanıyordu.
Partnerim bana sık sık şunu söylerdi:
“Paul, bunun gerçek sen olmadığını biliyorum, bu yüzden bana sert davrandığında bunu kişisel almıyorum.”
Bu anlayış ve destek, iyileşmem için hayati öneme sahipti. Davranışlarımla ilgili hissettiğim suçluluğu büyük ölçüde azalttı ve onun ne olursa olsun yanımda olacağını biliyordum.
Şunu bilin ki, hiç kimse iyileşmeyi anksiyete yaşayan kişi kadar istemez. Bu yüzden sizin yardımınız ve desteğiniz şu anda her zamankinden daha önemlidir. O kişiyi daha iyi olması için zorlamayın; ihtiyaç duyduğunda yanında olun, sabırlı ve anlayışlı olmaya çalışın ve mümkünse bu konu hakkında daha fazla bilgi edinin.
Ben bu destek ve anlayışı gördüm ve bu, sonunda iyileşmemde büyük bir rol oynadı.
Yazar
Paul David
Bu içerik ZihinHub editör ekibi tarafından hazırlanmıştır. Kaygı, kabul, iyileşme ve psikolojik esneklik üzerine destekleyici içerikler üretmeye odaklanır.
İlgili Diğer Makaleler
Benzer içeriklere de göz atabilirsin.

Enerjinizi Tüketen 7 Aşırı Düşünme (Overthinking) Türü
Aşırı düşünme (overthinking) çözüme değil, zihinsel tükenişe yol açar. Bu sarmaldan çıkmanın yolu, zihnin düştüğü 7 spesifik paterni tanımaktır: Gelecek korkusu (Endişe), geçmişe takılma (Geviş getirme), sürekli tehlike arama (Tehdit izleme), her şeyi düzeltme arzusu (Çözüm modu), amansız içsel yargı (Öz-eleştiri), aşırı çekingenlik (Kendine odaklanmış dikkat) ve aniden beliren davetsiz düşünceler. Bunları fark edip adlandırmak döngüyü keser ve kontrolü geri verir.

Anksiyete ve Kaybolan Haz Döngüsünü Kırmak
Sürekli anksiyete, beyin-bedeni tüketerek haz alamama (anhedoni) sarmalını tetikler. Biyokimyası bozulan sinir sistemi, ne beynin ne de bedenin tatmin hissetmesine izin verir. Kişi, asla gerçek doyuma ulaşamayan sonsuz bir arayışa, yani "aç hayalet" döngüsüne hapsolur. Bu sefalet zincirini kırmak için üst beynimizi (farkındalığı) devreye sokmalı, küçük adımlarla sağlıklı hedonizmi seçmeliyiz. Haz bir lüks değil, biyolojik bir ihtiyaç ve zorunluluktur.

Öz Şefkat Sizin de Hakkınız!
Anksiyete anında kendimizi yargılamak, suçlamak veya utandırmak (JABS) sinir sistemine "güvende değilsin" mesajı verir. Kendini hırpalayan bu ince darbeler iyileşmeyi engeller. Çözüm, alarm veren bedeninize sırtınızı dönmek yerine korkmuş bir çocuğa yaklaşır gibi şefkat göstermektir. Kendinize "Şu an bana ne oluyor?" diye sormak, bu yıkıcı paternle aranıza mesafe koyar. İyileşme, alarm bittiğinde değil; alarmı hissettiğiniz için kendinizi terk etmeyi bıraktığınızda başlar.