
Makale
Aynı Semptomlar. Biri İyileşir. Biri Olduğu Yerde Kalır. Neden?
Aynı semptomları yaşayan iki kişiyi ayıran şey, sinir sistemlerine sundukları kanıtlardır. Biri hissi acil durum sayıp hayatı ertelerken, diğeri rahatsızlığı yan koltuğa oturtup savaşmadan gününe devam eder. Sinir sistemi ne hissettiğimize değil, o hisle ne yaptığımıza bakar. İyileşmenin formülü; rahatsızlıkla savaşmak veya katlanmak yerine, onu telaşsızca kabul edip yaşamı sürdürmektir. Semptomların kaybolması bir hedef değil, bu tutumun doğal bir sonucudur.

Aynı Semptomlar. Biri İyileşir. Biri Olduğu Yerde Kalır. Neden?
Tamamen aynı şekilde duyarlılaşmış (sensitize olmuş) sinir sistemine sahip iki insan hayal edin.
Aynı göğüs sıkışması. Sabah saat 6'daki aynı dehşet hissi. Aynı istilacı "ya olursa" düşünceleri.
A Kişisi uyanır ve kontrol eder: Bugün durum ne kadar kötü? Eğer ses çok çıkıyorsa, gün daralır. İşler ertelenir. Planlar iptal edilir. Tek görev, o hissin geçmesini sağlamak haline gelir.
B Kişisi aynı sıkışmayla uyanır — ve yine de markete arabayla gider. Yine de yataktan kalkar. Bu rahatsızlık yanında eşlik ederken gününü yaşamaya devam eder.
Ve çoğu insanın kaçırdığı kısım tam olarak şudur: B Kişisi içten içe de onunla savaşmaz. Rahatsızlık oradadır ve orada olmasına izin verilmiştir. Yan koltukta yolcu olarak oturur; arabayı sürmesine izin verilmez ve B Kişisinin nasıl yaşayacağını dikte edemez.
Bir yıl sonra, A Kişisi her sabah hâlâ kontrol yapmaktadır. Aynı semptomlar. Hatta belki daha da fazla semptom.
B Kişisi ise bunu neredeyse hiç düşünmez. Aslına bakarsanız, artık gerçekten semptomu bile kalmamıştır.
Aynı başlangıç noktası. Zıt sonuçlar. Ve aradaki fark irade gücü, fazladan bir çaba ya da doğru tekniği bulmak değildi.
Fark, sinir sistemlerinin ne öğrendiğiydi.
Duyarlılaşmış bir sinir sistemi bir hastalık değildir. Temizlenecek bir virüs yoktur. Hiçbir şey kırılıp bozulmamıştır. Sadece belirli bedensel duyumların tehlikeli olduğunu öğrenmiştir ve bu öğrenmeyi tek bir şeye dayanarak günceller:
Nasıl hissettiğinize değil. O hissi yaşarken ne yaptığınıza — ve bunu yaşarken onu nasıl taşıdığınıza bakar.
A Kişisinin sinir sistemi, bu duyumların birer acil durum olduğuna dair bir yıllık kanıt topladı; iptal edilen her plan bunu doğruladı. B Kişisinin sinir sistemi ise alarm çaldığında kimsenin paniklemediğine ve hayatın devam ettiğine dair bir yıllık kanıt topladı. Böylece artık eskisi kadar yüksek sesle çalmayı bıraktı.
İyileşmenin altın formülü şudur:
Rahatsızlık + Her Şeye Rağmen Yapmaya Devam Etmek = İyileşme.
Savaşılan bir rahatsızlık değil. Dişleri sıkarak katlanılan bir rahatsızlık da değil. Rahatsızlığın mevcut olduğu, telaşsızca karşılandığı ve sizin yaşamaya devam ettiğiniz bir hal.
Semptomların silinip gitmesi bir yan üründür. Asla bir başarı ölçütü (metrik) değildir.
Aylardır A Kişisi olduysanız —ilerleme ve gerileme döngüsünde sıkışıp kaldıysanız, kaçınmaya geri kayıyorsanız, bunu tek başınıza çözmeye çalışmaktan yorulduysanız yardım almaya hazırsınız demektir.
İlk adımı şu şekilde atabilirsiniz:
İlgili programlara (ACT/CBT vb) göz atıp uygun bir profesyonel bulmak.
Yazar
Shaan Kassam
Bu içerik ZihinHub editör ekibi tarafından hazırlanmıştır. Kaygı, kabul, iyileşme ve psikolojik esneklik üzerine destekleyici içerikler üretmeye odaklanır.
İlgili Diğer Makaleler
Benzer içeriklere de göz atabilirsin.

Anksiyete yolculuğu nasıl pozitiflik barındırır ki?!
Anksiyete romantize edilemeyecek kadar zor bir deneyimdir; çünkü insanı kendine karşı savaştırır ve en ilkel hayatta kalma içgüdülerine meydan okur. Ancak kaçma dürtüsüne rağmen anda kalabilmek ve zayıf hissederken bile cesaret göstermek kişiyi dönüştürür. Bu sürecin asıl hediyesi anksiyetenin kendisi değil; onunla yüzleşirken inşa ettiğimiz öz-güven, içsel dayanıklılık ve bu zorluğu karşılama biçimimiz sayesinde dönüştüğümüz o dirençli insandır.

Sorun Semptomlarınız Değil, Onunla Kurduğunuz İlişki!
Semptomlarla savaşmak ve onlardan kaçınmak, sinir sistemine o hislerin tehlikeli olduğu kanıtını verir. İnsanı asıl tutsak eden semptomlar değil; gününü ve kararlarını onlara göre şekillendirerek hayatın direksiyonunu devretmesidir. İyileşme, semptomların bitmesini beklemekle olmaz. Denetim odağını geri alıp hisler odadayken bile yaşamaya devam ederek sinir sistemine korunacak bir tehdit olmadığını göstermek, bu kısır döngüyü kalıcı olarak kırar.

Otopilottan Seçime
Sürekli otopilotta olmak bizi sorgulanmamış alışkanlıkların kısır döngüsüne hapseder ve seçim özgürlüğümüzü unutturur. Günlük sıradan bir eylemi (örneğin bir kalemi almayı) normalden dört kat daha yavaş yapmak, dikkatimizi yeniden eğitmeyi sağlar. Eylemi yavaşlatmak, gözden kaçan his ve detayları görünür kılarak zihne esneklik kazandırır. Otopilot kalıplarını yakalamak, hayatımıza yön veren irade ve seçme gücünü bize yeniden kazandıran en önemli adımdır.