
Makale
Radikal Kabul: İçinde Bulunduğunuz Sahneyi Oynamak
Doğaçlama tiyatronun altın kuralı, olmak istediğin değil, içinde bulunduğun sahneyi oynamaktır. Radikal kabul de anksiyete semptomlarını yargılamadan kabullenmeyi içerir. İlk olarak durumun gerçekliğini dürüstçe kendinize itiraf edin. İkinci olarak duygunuzu bastırmadan yaşayın. Son olarak durumla savaşmayı bırakıp mevcut gerçeklikten ileriye doğru devam edin. İyileşme, anı kabul etmekle başlar.

Radikal Kabul: İçinde Bulunduğunuz Sahneyi Oynamak
Radikal kabul, hayatı olduğu gibi ve karşınıza çıktığı haliyle kabul etmek anlamına gelir.
Ana Noktalar
Doğaçlama tiyatro (improv) oyuncularına, olmak istedikleri sahneyi değil, içinde bulundukları sahneyi oynamaları öğretilir.
Radikal kabul, Diyalektik Davranış Terapisi'nin (DDT) bir parçasıdır ve gerçekliği olduğu gibi kabul etmeyi içerir.
Hayatınızı radikal bir şekilde kabul etmek için önce durumu itiraf edin, duygularınızı kontrol edin ve ardından oradan devam edin.
Doğaçlama tiyatronun altın bir kuralı vardır: Oyuncular olmak istedikleri sahneyi değil, içinde bulundukları sahneyi oynamalıdır.
Yazar bir yaz döneminde Chicago’daki iO’da (Improv Olympic) 6 haftalık yoğun bir doğaçlama eğitimi alır. Sınıf arkadaşlarıyla çok iyi kaynaşırlar ve eğitimin sonunda gerçek bir sahnede, gerçek seyircilerin önünde bir gösteri (showcase) yaparlar. Doğal olarak herkes biraz gergindir. Gösteri sırasında oyunculardan biri sınıftaki provalarda çok gülünmüş, çok başarılı olmuş eski bir skeci canlandırmaya başlar; uçak kanadı taklidi yapar, bir diğeri motor olur. Sorun şudur ki, o an sahnede akmakta olan yeni hikayeye odaklanmak yerine, geçmişte işe yaramış "eski bir şeyi zorla yeniden var etmeye" çalışıyorlardır. Sonuç tam bir fiyasko olur; çünkü o an önlerinde açılan yeni sahneyi kabul etmek yerine, zihinlerinde olmak istedikleri sahneyi oynamaya çalışmışlardır.
Doğaçlama Tiyatroda Radikal Kabul
Doğaçlamada, o an ne yaşanıyorsa onu radikal bir şekilde kabul etmek, oyuncuların birbirini gerçekten dinlemesini ve ekip arkadaşlarına doğru yanıtlar vermesini sağlar. Eğer bir oyuncu kafasında sahnenin nasıl gitmesini istediğine odaklanırsa, sahnenin gerçekte nasıl akmakta olduğuna dikkat edemez.
Örneğin, sahne arkadaşım hayali bir tezigahı silip "Saat 8'de kapatıyoruz" diyorsa ama ben o sırada kafamda bir prenses sahnesi oynamak istiyorsam ve "Beni bu kaleden çıkar baba!" diye bağırırsam sahne patlar. Ben ne kadar prenses olmak istersem isteyeyim, sahne kapanmak üzere olan bir dükkan hakkındadır. Gerçekliği kabul etmek zorundayım. Bunu bir kez kabul ettikten sonra, dükkana son dakikada prens için hediye almaya gelmiş bir prensesi oynayabilirim; ama her halükarda sahneyi olduğu gibi kabul etmek ilk adım olmalıdır. Ancak bu sayede oyuncular aynı dalga boyunda buluşabilir.
Hayatta Radikal Kabul
İnsanlar sürekli olmak istedikleri "diğer sahnelerden" bahsederler. Daha zayıf, daha zengin ya da daha az stresli olmayı dilerler. Dünyanın farklı görünmesini, muhatap oldukları insanların farklı şeylere inanmasını isterler.
Peki doğaçlamanın bu radikal kabul fikrini günlük hayata uygularsak ne olur?
Radikal kabul, Diyalektik Davranış Terapisi'nin (DDT) temel taşlarından biridir. Zorlukları ve acı verici deneyimleri hiçbir direnç (resistance) veya yargı göstermeden kabul etmek anlamına gelir. Radikal kabul, kontrolü serbest bırakmayı gerektirir. İnsanların ne zaman hastalanacağını, ne zaman öleceğini ya da birilerinin bize ne zaman kırılacağını kontrol edemeyiz.
Ancak bu durumları birer gerçeklik olarak kabul ettikten sonra, onlara nasıl yanıt vereceğimizi kontrol edebiliriz:
Evet, o aniden hayatını kaybetti.
Evet, zor bir tıbbi teşhis aldım.
Evet, artık benimle konuşmak istemiyor.
Bu zor deneyimlerin gerçek olduğunu kabul ettiğim an, artık "içinde bulunduğum sahneyi oynamaya", yani mevcut gerçeklikle çalışmaya başlayabilirim. Bu durumdan hoşlanmak zorunda değilim; ancak hayatımda ileriye doğru yürümeye devam etmek istiyorsam, bu yeni gerçekliğin benim asıl gerçekliğim olduğunu kabul etmek zorundayım.
Bu, hayatımı daha iyi hale getirmeye çalışamayacağım anlamına gelmez. Tıpkı o meşhur Dilek Duası'ndaki (Serenity Prayer) gibi: "Tanrım, bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmem için metanet, değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için cesaret ve ikisi arasındaki farkı bilmem için bilgelik ver."
Değiştirebiliyorsan, git ve değiştir. Değiştiremiyorsan, kabul et. İçinde bulunduğun sahneyi oyna.
İçinde Bulunduğunuz Sahneyi Nasıl Oynarsınız?
1.İtiraf Edin (Kabul Edin):İlk Adım.
İçinde bulunduğunuz sahneyi oynamanın ilk adımı, durumun gerçekliğini kendinize dürüstçe itiraf etmektir. Kendinize şu soruyu sorun: "Bu durumu şu an değiştirebilir miyim?" Eğer değiştiremiyorsanız, bu yeni durumun artık sizin yeni gerçekliğiniz olduğunu kabul edin.
2.Hissedin:İkinci Adım.
Duygularınızı yaşamanıza izin verin. Radikal kabul, yeni gerçekliğinize karşı hissettiğiniz duygulara karşı açık ve yargısız olmayı da içerir. Duygularınızı içinize atıp bastırmayın. Mevcut duygusal durumunuzu daha iyi anlamak için içinize dönüp küçük bir içsel envanter yapın.
3.Oradan Devam Edin:Üçüncü Adım.
Durumu ve duygusal halinizi radikal bir şekilde kabul ettikten sonra, sahneyle gerçekte olduğu haliyle çalışmaya başlayabilirsiniz. Artık duruma çok daha berrak bir perspektiften bakabilir ve ileriye doğru yürümek için önünüzdeki gerçek seçenekleri görebilirsiniz.
Unutmayın: Anksiyete ve kronik semptomlar söz konusu olduğunda, zihnimiz sürekli "Keşke bu semptomlar olmasaydı, keşke eski sağlığıma dönseydim" diyerek olmak istediği o eski sahneyi oynamaya çalışır. Oysa iyileşme, tam şu an bedende olan o nahoş hissi (mevcut sahneyi) radikal bir şekilde kabul edip, onunla savaşmayı bırakarak başlar.
Yazar
Clay Drinko, Ph.D.
Bu içerik ZihinHub editör ekibi tarafından hazırlanmıştır. Kaygı, kabul, iyileşme ve psikolojik esneklik üzerine destekleyici içerikler üretmeye odaklanır.
İlgili Diğer Makaleler
Benzer içeriklere de göz atabilirsin.

İlaç Kullanıyorum Ama?
Anksiyete ilacı kullanmak zayıflık veya başarısızlık değildir; iyileşme yolunda güvenli bir köprüdür. Ancak ilaç semptomları hafifletse de anksiyetenin kökündeki çocukluk travmalarını veya bastırılmış duygusal yaraları tek başına iyileştirmez. Kalıcı iyileşme, kendimizi bozuk değil yaralı görerek, bedenimizdeki alarmla savaşmayı bırakıp ona şefkatle kulak verdiğimizde gerçekleşir. Sen bozuk değilsin Sadık; ilaç bir varış noktası değil, sadece kendini anlama yolculuğundaki bir araçtır.

Kaygı Bozukluğunda Sorun Kaygı Değil, Sorun Çözme Alışkanlığıdır
Zihin somut sorunları çözmekte başarılıdır; ancak kaygı bozukluğunda gelecek ihtimallerini çözülmesi gereken bir tehdit sanarak ruminasyon döngüsünü başlatır. Bu otomatik sorun çözme alışkanlığını kırmak için üç adımı uygulayabilirsiniz. İlk olarak, zihninizin belirsizliği çözmeye çalıştığı anı fark edin. İkinci olarak, düşünceyle savaşmak yerine onun bedendeki etkisini merakla gözlemleyin. Son olarak, her düşüncenin bir cevap gerektirmediğini fark ederek analizi bırakın.

İYİLEŞİYOR MUYUM?
Sinir sistemi iyileşmesinin en tuhaf yönü, bunu en son sizin fark etmenizdir. İyileşme görünür bir ilerleme sunmaz; o bir varlık değil, eski kasılmaların sessiz yokluğudur. Semptom takibi yapmak beyne tehdit mesajı göndererek alarmı sıcak tutar. Durumu izlemeyi bırakanlar daha hızlı iyileşir. Kendi hisleriniz yerine dışsal verilere bakın: Altı ay önce kaçındığınız şeyleri şu an yapıyor musunuz? Fark hissetmemek başarısızlık değil, iyileşmenin ta kendisidir.